Posts Tagged ‘biber hapı’

Rejim gerekli mi, değil mi?

Cuma, Ekim 23rd, 2009

Biber Hapı Biyolojik besinler sağlık için olduğu kadar, güzellik için de yararlıdır.
İnatçı ergenlik sivilceleri, egzamalar, dinmeyen kaşıntılar, deri döküntülerinin nedeni her zaman, kuşku uyandırmayan herhangi bir kimyasal oluşumun besin yoluyla bedenimize girmesidir.
Tanıdığım donuk tenli, yüzü solgun bir İtalyan hanım işe hile karıştırılmamış yiyeceklerden başlamış, tahıllarını değiştirmiş; yani beyaz döneğini tam tahıl ekmeğine, fabrikada yapılmış hamurları evdekilere… Bu şekilde gözle görülür bir başarı elde etmişti.
Birçok kez, hastalarımda görülen tatsız döküntüleri veya su toplamalarını nitrit asit ve diğer katkı maddeleriyle dolup taşmış ticari şarküteriyi kesmekle iyileştirdiğim olmuştur. (Sözde “zararsız”.)
Birçok anne biyolojik besin alan çocuklarının, kış aylarını, alışılmış nezle, grip, anjin istilasına yakalanmadan geçirdiğini ve ayrıca şişmanlık ve raşitizim tehlikesinden uzak, sağlıklı bir şekilde büyüdüklerini saptamıştır.
Biyolojik ürünlerin bir sakıncası, hâlâ çok ender bulunmaları ve dolayısıyla pahalı oluşlarıdır; ama, talep çoğalınca köylülerin verimi de artar; bu gelişmeyi hızlandırmak elimizdedir.
Her ne olursa olsun yoğun bir şekilde “yumuşak” tarıma geçiş çevremiz için bir kutsama olacaktır. Böylece, göller ve akarsularda yaşayan hayvan ve bitki türleri gübre atıkları ve zehirlerden ölmeyecekler.

Bölgesel Zayıflama Yöntemleri

Çarşamba, Ağustos 12th, 2009

Çoğunlukla genetik faktörlerlerin etkisiyle vücudumuzun belli bölgelerinde daha fazla biriken yağlar, bölgesel kilolar olarak karşımıza çıkarak orantısız bir görünüme neden olur. Özellikle Türk kadınlarının sahip olduğu sorunlu bölgelerden biri “orta tip alt taraf” olarak isimlendirilen, basen ve üst bacak bölgesidir. Diyet programlarının her zaman sonuç vermediği bu tip problemler için farklı bölgesel zayıflama yöntemleri giderek artan bir biçimde tercih edilmektedir.

MEZOTERAPİ
Bölgesel kilonun yanı sıra selülit tedavisinde de tercih edilen ve “alan tedavisi” anlamına gelen Mezoterapi, bugün başta Fransa olmak üzere birçok gelişmiş batı ülkesinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Selülite neden olan yağ hücreleri normal yağ hücreleri değildir. Bunlar özelliğini kaybetmiş, içinde su toplayan ve sertleşen dokulardır. Kilo vermek onları yerinden kıpırdatamaz. Mezoterapi yöntemi ile deri altına doğal bileşiklerden elde edilen yağ eritici, dolaşım düzenleyici maddeler ve selülit giderici karışımlar enjekte edilir. Derinin orta tabakasında (mezoderm) bulunan kılcal damar uçlarına ulaşan bu bileşikler süratle etkisini gösterir. Bozulmuş yağ hücrelerini parçalayıp rahatlatarak, yağ hücrelerini sıkıştıkları yerden kurtarırlar. Böylece tekrar kullanılabilir yağ durumuna gelir. Giderek selülitli bölgeler incelir ve ciltteki pürüzler kaybolur. İlaçlar bölgesel olarak, mikroenjeksiyon tekniği ile cildin 1-6 mm derinliğine, ortalama 1-2 cm aralıklarla küçük dozlarda enjekte edilir. Bu da yan etkileri, önemsiz sayılabilecek kadar aza indirger. Bu nedenle Mezoterapi yönteminden tıbbi tedavi amacıyla birçok alanda yararlanılır. Ancak en fazla bölgesel zayıflama ve selülit sorunları ile birlikte gündeme gelmiştir.

Özellikle bel, basen, kalçalar, bacak üst bölümünün iç ve dış kısmı, diz içi ve yanları, karın, omuz ve kol gibi yağ dokusunun aşırı toplandığı yerlere uygulanır.

Pilates

Salı, Ağustos 11th, 2009

Pilates Metodu veya Pilates yirminci yüzyılın başlarında Joseph Pilates (1880-1967) tarafından geliştirilmiş fiziksel fitness sistemi.

Joseph Pilates Pilates metodu üzerine en az iki kitap yazdı: Return to Life through Contrology ve Your Health: A Corrective System of Exercising That Revolutionizes the Entire Field of Physical Education.

Pilates metodunun zihnin kaslar üzerindeki kullanımını desteklediği için Contrology (Kontrol bilimi) olarak adlandı. Pilates, bedenin dengeli tutulmasına yardımcı olan ve omurgayı desteklemekte önemli işlevi olan temel kaslar üzerine yoğunlaşılan bir egzersiz programıdır. Nefes egzersizi teknikleri de yer almaktadır.

Egzersiz Sistemi

Pilates’de her bir egzersizin çok kez tekrarı yerine daha az sayıda, tam, kontrol ve belirli bir biçim içinde uygulanması tercih edilir. Joseph Pilates 500 belirli egzersiz tasarladı. Ona göre zihinsel ve fiziksel sağlık birbiri için gerekliydi. Hareketler akıcıydı ve nefes, kontrol ve konsantrasyonla birleştirilmişti. Sonuç artan esneklik, güç, beden farkındalığı, enerji ve gelişmiş zihinsel konsantrasyondur. Pilates ayrıca daha iyi sonuçlar alabilmek için egzersizinin beş ana aletini de tasarlamıştı. Karın, alt sırt ve kaba etler vücudun geri kalanının özgürce hareket etmesi için destekleniyor ve güçlendiriliyor Pilates programında.

Pilates uygulayıcıları eğitimlerinde, güç ve esneklik inşa edebilmek için kendi vücut ağırlıklarını kullanmaktadırlar. Bunu yüksek düzeyde kardiovasküler egzersiz üzerine yoğunlaşmadan gerçekleştirmeyi hedeflerler. Günümüzde Pilates pek çok fizyoterapist tarafından rehabilitasyon sürecinin bir parçası olarak kullanılmaktadır.

Pilates’in 6 prensibi

Konsantrasyon: Pilates yaparken hareketlere yoğunlaşmak,bedenin uyum içinde nasıl çalıştığına ve hangi kasların kullanılıp, hangilerinin kullanılmadığına dikkat etmek gerekir.
Kontrol : Pilates metodunda kontrol çok önemlidir. Kontrol için bedenin iyi dinlenmesi ve hareketlerin gösterildiği şekilde uygulanması, olası sakatlıkların önlenmesi gerekir.
Merkezleme : Pilates Metodu’nda ,doğru hareket sanatlarında olduğu gibi merkez, göbek, bel ve kalça çevresidir. İç organları ve omurgayı yerinde tutan kas sistemlerini içerir. Merkezleme, üst bedenin stabilitesini ve esnemeyi, uzamayı sağlar.
Akıcı hareket : Hareketler acele edilmeden, her noktadan tek tek geçerek ama aynı zamanda hiç duraksamayarak yapılmalıdır.
Kesinlik : Hareketler belirsizce değil, hakkı verilerek tam yapılmalıdır. Hareket sekansları birbirleri içinde ve birbirleri arasında koordine olmalıdır.
Nefes : Nefes alıp verme, panik olmadan sırtın arkasına ve altına derin nefes alıp bütün nefesi tamamıyla dışarı üflemek yoluyla olmalıdır. Böylece, nefesi tamamen boşaltıyoruz ve kanı temizlemiş olur.

Bölgesel Zayıflama İçin Yoğurt Yiyin

Salı, Ağustos 11th, 2009

Yağsız yoğurt tüketen insanlarda vücuttaki yağların yüzde 61, göbek bölgesindeki yağlarınsa yüzde 81 oranında azaldığı saptandı

Kilo sorunu bulunanlara sütlü besinlerden uzak durmalarını salık verdiklerini belirten uzmanlar, yeni araştırmaların, yağsız yoğurdu bu kısıtlamanın dışında bıraktığını açıkladı.

Tennesee Üniversitesi’nde, diyet uygulayan 34 denek üzerinde 12 hafta süren araştırmada, yağsız yoğurt tüketen ve kilo sorunu bulunan deneklerin, düşük kalsiyum diyeti uygulayan deneklere göre, yüzde 22 daha fazla kilo verdiği gözlendi. Bu deneklerde, vücuttaki yağların yüzde 61, göbek bölgesindeki yağlarınsa yüzde 81 oranında azaldığı belirlendi.

Yağsız yoğurt diyeti uygulanan deneklere, günde üç kez bin 100 miligram kalsiyum içeren yoğurt verildi. Diğer diyet grubunaysa 500 miligram kalsiyum içeren farklı bir diyet uygulandı.

Tüm denekler, günlük normal kalori alımından 500 kalori daha az tüketti.

Yağsız yoğurt diyeti uygulanan deneklerde, kaslardaki yağların azaldığı belirlendi. Kasların kalori yakılmasında önemli rol oynadığına değinen uzmanlar, bazı diyet programlarında kilo vermek isteyenlerde kas kaybının da meydana gelebildiğini belirtiyor. Yağsız yoğurt diyetinde, vücuttaki kasların da dengelenebildiği saptandı.

GÖBEKTEKİ YAĞLAR KALP, ŞEKER, İNME VE KANSER NEDENİ

Göbekteki yağların genellikle erkeklerde çeşitli hastalıkların risk faktörü olduğu, yağsız yoğurt diyetinin göbekteki yağların yüzde 81′ini eriterek, hastalık risklerini de elimine edebildiği gözlendi.

Göbekteki yağların, kalp, şeker ve inme riskini körüklediği, bazı kanser risklerini yükselttiği biliniyor.

Düşük kalsiyum diyeti uygulayanlara göre, yağsız yoğurt diyeti uygulayanlarda bel kısmının, iki buçuk santim incelebildiği kaydedildi.

Yeterli oranda kalsiyum tüketmenin, vücuttaki yağların çözülmesini sağladığı, vücutta yeni yağ birikmesini önleyebildiği belirlendi.

Yağsız yoğurt temelli kalsiyum diyeti uygulayanlarda kemik yoğunluğu da normal seyrini koruyabiliyor.

Günde üç kez her seferinde 180 gram yağsız yoğurt tüketenlerin, üç servis yağsız yoğurttan sadece 300 kalori aldığı biliniyor.

Muz Diyeti Sayesinde İncelme ve Zayıflama

Cumartesi, Ağustos 8th, 2009

Muz diyeti, kolay ve hızlı incelme ve zayıflama için en ideal diyet reçetelerinden birisidir. Sizin kilo verme çabalarınıza muz diyetinin büyük bir yardım sağlayacağını uzmanlar garanti etmektedir. Muz diyetinin bir çok versiyonu ve türü bulunaktadır. Size vereceğim versiyonu içlerindeki en güzel ve işe yarar zayıflama yöntemidir. Muz diyetinin bir özelliği uzun süreli ve kalıcı zayıflamanın sağlanmasıdır. Muz diyeti çok radikal bir diyet türü olmamasına rağmen oldukça işe arar sonuçlar aldırmaktadır. Bunun nedeni, muzun fiber yönünden zengin ve besleyici bir meyve olmasıdır.
Muz diyeti diyince maymunlar gibi sabahtan akşama kadar muz soyup yemek aklınıza gelmesin Elbette bahsettiğimiz bu değil. Bu diyetin kendine has kuralları var. Bunları açıklarsak zaten ne tür bir diyetle karşı karşıya olduğunuzu anlayacaksınız.
Kural #1: Günde en az 3 muz yiyin. Her öğünden önce 1-2 muz yemelisiniz.
Oldukça basit bir öneri değil mi, yemekten önce 1-2 muz yiyin ve basit, sağlıklı hatırlanması kolay bu diyeti devam ettirin.
Günde 5 muz tüketiliyor bu diyette: sabah kahvaltısından önce 2 muz, öğle yemeğinden önce 2 muz, akşam yemeğinden önce ise 1 muz. Toplam 5 muz eder…
Kural #2: Yemeklerde ne isterseniz yiyebilirsiniz.
Muz diyetindeki bu kural da oldukça basit… Yemeklerden önce 2 şer muz yemeyi sürdürdüğünüz sürece yemeklerde sizlere kısıtlanma yapılmıyor. Nes isterseniz yiyin. Yeter ki sabah kahvaltısından önce 2 muz, öğle yemeğinden önce 2 muz, akşam yemeğinden önce ise 1 muz yemeyi ihmal etmeyin. Elbette normal yiyecekler yerine sağlıklılarını yeeseniz kolay ve etkili kilo verme süreci daha güzel işler, ancak bu o kadar da gerekli değil şimdilik.
Bonus Kuralı: Sabah kahvaltısı ve öğle yemeğindeki bir muz ile bir elmayı değiştirebilirsiniz.
Bu kuralı sırf muz yemekten sıkılmayın diye koyuyorum. İşin diğer yönüne bakarsak elma ve muz zaten kalori içeriği bakımından birbirlerine çok yakın besinlerdir. O nedenle elma ve muz ikamesinde diyetinizde bir sıkıntı olmaz
Dürüst olmak gerekirse muz diyetinin öyle bir ayda 10 kilo vermek gibi bir iddiası falan yoktur. Ancak sağlıklı ve düzenli bir zayıflama ve incelme süreci için muz diyeti ideal bir yöntemdir.
Artık siz de sonu gelmeyen diyet formülleri ve reçetelerinden bıktıysanız, size vereceğim en basit diyet tavsiyesi: bol meyve ve sebze tüketin, günde 8 bardak su için ve bol bol yürüyün. Sonra da muz diyetinin kilo vermeye, zayıflamaya, incelmeye olan etkilerini benimle paylaşırsınız.